Teyemmüm
Kast etmek, yönelmek manasına gelen teyemmüm, şeriat
dilinde su bulunmadığı veya bulunsa da kullanma gücü olmadığı zaman,
temiz toprak cinsinden bir şeyle hadesi (abdest almak veya gusl
gerektiren hal) gidermek amacıyla yapılan hareketleri dile getirir.
Teyemmüm kitap ve sünnet ile sabittir. Kur'an-ı
Kerim'de "Su bulamazsanız temiz yere teyemmüm ediniz" (el-Maide, 5/6)
ayeti su bulunmadığı durumlarda teyemmümü öngörür. Yer bana mescid ve
temizleyici kılındı. Binaenaleyh kime namaz vakti gelirse, namazını
kılsın." (Ahmed b. Hanbel) hadisi de yer cinsinden bir şeyle teyemmüm
caiz olduğuna delalet eder (Ahmed Davudoğlu, Selâmet Yolları, I, 154).
Teyemmüm, Hicretin beşinci yılında meşrû kılındı. O
sene şaban ayının ilk günlerinde, Huzaa kabilesinin bir oymağı olan Benî
Mustalık gazasında Hz. Peygamber ile bin kadar İslâm askeri, susuz bir
yerde gecelediler. Sabah namazını kılmak için abdest alacak su
bulamadılar. Sabaha yakın Mâide suresinin "Temiz yere teyemmüm ediniz"
mealindeki altıncı ayeti nazil oldu. Bu suretle, teyemmümle namaz
kılmalarına izin verildi, teyemmüm ederek sabah namazını kıldılar.
|