ZEKAT
 Zekat'ın
sözlük anlamı temizlik, bereket ve artış; dini anlamı ise, malının belli
bir kısmını Allah rızası için Müslüman fakirlere karşılıksız vermektir.
Zekat, Kur'an-ı Kerim'de namaz ile birlikte en çok (84 yerde) emredilen
bir ibadet şeklidir. Zekat vermek malın temizlenmesi, kazancın ve
bereketin artmasına sebep olur.
Zekatın
farz olmasının çeşitli şartları vardır:
1-
Müslüman olmak.
2- Akıllı olmak, hür olmak ve buluğ çağına erişmiş olmak (delilerin,
esirlerin ve zengin olan çocukların malından zekat verilmez)
3- Nisap miktarı (96 gr. altın veya bu değere sahip) malı olmak.
4- Nisap miktarı mala sahip olmanın üstünden bir yıl (yani kameri takvime
göre 354 gün) geçmiş olmak.
Nisap
miktarının hesaplanmasında dikkate alınacak mallar, nakit para, nakit
yerine geçen hisse senetleri ve bunların kârları, altın, gümüş gibi her
türlü değerli madenler ve bu madenlerden yapılmış eşyalar, satılmak üzere
alınmış ticari mallar, deve, sığır, koyun gibi ehil hayvanlar ile her
türlü ekin ve meyvedir. (Bunlardan ekin ve meyve türünde olanlarının
zekatını vermek için bir yıl geçmesi beklenmez, diğerleri için beklenir.)
Zekat
hesabına girmeyen mallar ise oturulan ev, giyilen elbiseler, ev eşyaları,
sanat aletleri, imalat makinaları ve satmak için bulundurulmayan şahsi
kitaplardır. Kiraya verilmiş olan gayrimenkullerin zekatı asli değeri
üstünden değil, ondan elde edilen kira gelirleri üzerinden hesaplanır.
Nisap
miktarı mala sahip olan kişinin eğer borcu varsa, bu borç miktarını toplam
değerden düşmesi gerekir. Hatta borçları sahip olduğu malların değerinden
fazla ise, o kişinin zekat ödemesi gerekmez. Eğer kişinin alacağı varsa,
bu alacaklar arasında tahsili kesin olanları zekat hesabına katmak
gerekir. Tahsili şüpheli olanları ise dilerse hesaba katar, dilerse
paranın eline geçmesini bekleyebilir.
Her türlü
nakit, değerli maden ve ticari eşyanın zekat miktarı, bu malların
değerinin 40'ta biri (% 2,5'u) kadardır. (Ehil hayvanların ve ekinlerin
hesabı ise daha değişik oranlardadır.)
Zekat
verilebilecek kişiler, Müslüman olan fakirler, düşkünler, borçlular ve
İslami tebliğ görevi üstlendiği için kazanç getiren bir işte
çalışamayanlardır. Gayrimüslimlere, eşlere (kadın kocasına, koca ise
karısına), usûl ve furû'a (anne, baba, dede, nine veya çocuk, torun vs)
zekat verilemez. Ayrıca her tür dernek, vakıf, cami, okul gibi tüzel
kuruluşlara zekat verilemez.
Zekat
öderken kalben zekat vermeye niyet etmek gerekir. Ancak fakire verirken
(onu incitmemek için) bu paranın zekat olduğunu mutlaka söylemek gerekmez.
(Hediye veya yardım diyerek verilebilir) Akrabalar içinde fakir olanlar
varsa zekatın öncelikle bunlara verilmesi uygundur. Bir kere nisap miktarı
mala sahip olup zekat ödeyen kişi, bu zenginliği devam ettiği sürece,
sonraki yılların zekatını vermek için bir yıl beklemek zorunda değildir.
Dilerse ve uygun kişiyi bulursa, bir yıl dolmadan da zekatını verebilir.
Eğer
soruşturulup bir kimsenin fakir olduğuna inanılarak zekat verilir, daha
sonra onun zengin biri olduğu anlaşılırsa, tekrar zekat vermek gerekmez.
Ama böyle bir araştırma yapmadan zekat verilirse, aynı miktar parayı başka
bir fakire tekrar vermek gerekir. Benzer durum bilmeden gayrimüslime
verilen zekat için de geçerlidir.
Fıtır
Sadakası (Fitre):
Zengin
kişinin zekat dışında fitre de vermesi vaciptir. Ancak fitrenin niteliği
ve miktarı, zekat hesabından ayrı özelliklere sahiptir. Fitrenin nisap
hesabında zekata tabi olmayan eşyalar ve mallar da dikkate alındığı için,
zekat vermekle yükümlü olmayan pek çok kişinin fitre vermek zorunda
olabileceğini unutmamak gerekir.
Fitre
Ramazan ayı içinde, en geç bayram namazından önce verilmek zorundadır.
Fitre, aile fertlerinin her biri için ayrı ayrı verilir. Delilerin, buluğa
ermemiş çocukların ve bayram namazından önce doğan bebeklerin fitrelerinin
de velileri tarafından verilmesi gerekir. Bayrama kadar verilemeyen
fitrelerin bayramda, hatta daha sonraki günlerde verilmesi de mümkündür,
ama bu geciktirme fitredeki fazileti azaltır.
Fitrelerin mutlaka fakirlerin eline verilmesi gerekir. (Örneğin, evde
fakirlere yemek yedirmek suretiyle fitre ödenmiş olmaz.) Bir kişinin
fitresi bölünerek iki ayrı fakire verilemez. Ama birkaç kişinin fitresi,
topluca tek bir fakire verilebilir. Her şahsın fitresinin (mümkünse) ayrı
bir fakire verilmesi en uygun şekildir.
Fitre miktarı, kişinin gelir
seviyesi ve sosyal yaşam standardına bağlı olarak buğday, arpa, kuru üzüm
ve hurma üzerinden hesaplanır. (Fitre miktarları, her yıl müftülükler
tarafından bu dört ölçü üzerinden açıklanmaktadır.) Herkes maddi gücü
nispetinde bu ölçülerden en uygununu (mümkünse en yükseğini) temel alarak
ödemesini yapar. Ancak, aile fertlerinin hepsi için aynı ölçünün temel
alınmasına dikkat etmek gerekir.
|