9 Zilhicce l0 H./8 Mart 632 M. Cuma
Peygamberimiz Hz.
Muhammet (s.a.s.) Vedâ haccında, 9 Zilhicce Cuma günü zevâlden sonra Kasvâ adlı
devesi üzerinde, Arafat Vâdisi'nin ortasında 124 bin Müslümanın şahsında bütün
insanlığa şöyle hitabetti.
"Hamd Allah'a mahsustur.
O'na hamdeder, O'ndan yardım isteriz. Allah kime hidâyet ederse, artık onu kimse
saptıramaz. Sapıklığa düşürdüğünü de kimse hidâyete erdiremez. Şehâdet ederim
ki; Allah'dan başka ilâh yoktur. Tektir, eşi ortağı, dengi ve benzeri yoktur.
Yine şehâdet ederim ki, Muhammed O'nun kulu ve Rasûlüdür (413/1)
Ey Nâs! Sözümü iyi
dinleyiniz. Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedî olarak bir
daha berâber olamayacağım.
İnsanlar! Bu günleriniz
nasıl mukaddes bir gün, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay, bu şehriniz Mekke
nasıl kutsal bir şehir ise, canlarınız, mallarınız, nâmus ve şerefiniz de öylece
mukaddestir; her türlü tecâvüzden masûndur.(413/2)
Ashâbım! Yarın rabbınıza
kavuşacaksınız. Bugünkü her hâl ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın
benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız.(413/3)
Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsinler. Olabilir ki,
bildirilen kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlayarak hıfzetmiş olur.
(414)
Ashâbım! Kimin yanında
bir emânet varsa, onu sâhibine versin . Fâizin her çeşidi kaldırılmıştır,
ayağımın altındadır. Fakat aldığınız borcun aslını ödemek gerekir. Ne
zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle bundan böyle fâizcilik
yasaktır. Câhiliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır.
İlk kaldırdığım fâiz de Abdülmuttalib'in oğlu amcam Abbas'ın fâiz alacağıdır.
(415/1)
Ashâbım! Câhiliyet
devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan
davası, Abdülmüttalib'in torunu (amcalarımdan Hâris'in oğlu) Rabîanın kan
davasıdır(415/2)
Ey Nâs! Kadınların
haklarını gözetmenizi ve bu konuda Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz
kadınları Allah'ın emâneti olarak aldınız. Onların nâmus ve ismetlerini Allah
adına söz vererek helâl edindiniz. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, onların da
sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki haklarınız, âile
nâmusu ve şerefinizi kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer onlar sizden izinsiz râzı
olmadığnız kimseleri âile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe dövüp
korkutabilirsiniz. Kadınların sizin üzerinizdeki hakları ise, örfe göre her
türlü (meşru ihtiyaçlarını), yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir. (416)
Mü'minler! Size iki
emânet bırakıyorum. Onlara sımsıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. Bu
emânetler, Allah'ın kitabı Kur'ân ve O'nun Peygamberinin sünnetidir. (417)
Ey Nâs! Devâmlı dönmekte
olan zaman, Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı günkü duruma dönmüştür. Bir yıl,
l2 aydır. bunlardan 4'ü Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep hürmetli
aylardır.(418)
Ashâbım! Bugün şeytan
sizin şu topraklarınızda yeniden nüfûz ve saltanatını kurma gücünü ebedî olarak
kaybetmiştir. Fakat size yasakladığım bu şeyler dışında, küçük gördüğünüz
şeylerde ona uyarsanız, bu da onu sevindirir. ona cesâret verir. Dininizi
korumak için bunlardan da uzak kalınız. (419)
Mü'minler! Sözümü iyi
dinleyin, iyi belleyin. Rabbınız birdir, babanız birdir. Hepiniz Âdem'densiniz,
Âdem de topraktan yaratılmıştır. Hiç kimsenin başkaları üzerinde soy sop
üstünlüğü yoktur. Allah katında üstünlük, ancak takvâ iledir.(420) Müslüman
müslümanın kardeşidir. Böylece bütün müslümanlar kardeştir. Gönül hoşluğu ile
kendisi vermedikçe, başkasının hakkına el uzatmak helâl değildir. Ashabım!
Nefsinize de zulmetmeyin. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır. Bu
nasihatlarımı burada bulunanlar, bulunmayanlara tebliğ etsinler.(421)
Ey Nâs! Cenâb-ı Hak
Kur'an da her hak sahibine hakkını vermiştir. Mirâsçı için ayrıca vasiyyet
etmeye gerek yoktur. (422)Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa, ona âittir. Zina eden
için ise mahrûmiyet vardır. Babasından başkasına soy (neseb) iddiâsına kalkışan
soysuz, yahut efendisinden başkasına intisâba yeltenen nankör, Allah'ın
gazabına, meleklerin lânetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın. Cenâb-ı
Hak böylesi insanların ne tevbelerini ne de adâlet ve şâhitliklerini kabûl
eder.(423)
Ashabım! Alllah'tan
korkun, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, malınızın zekatını
verin, âmirlerinize itaat edin. Böylece Rabbınızın Cennetine girersiniz.(424)
Ey Nâs! Yarın beni sizden
soracaklar, ne dersiniz? Ashâbı kiram:
- Allah'ın dinini teblîg
ettin, vazîfeni hakkıyla yaptın, bize nasihat ve vasiyette bulundun, diye
şehadet ederiz, dediler. Rasûlüllah (s.a.s.) mübarek şehâdet parmağını göğe
doğru kaldırdı, cemâat üzerine çevirip indirdikten sonra üç defa:
- Şâhid ol Yâ Rab! Şâhid
ol Yâ Rab! Şâhid ol Yâ Rab! buyurdu".(425)
(399) el-Buhârî, 2/285; Tecrid Tercemesi, 4/548 (Hadis No: 646)
(400) Müslim, 4/43 (K. Fedâil, 63); el-Buhârî, 2/104; Tecrid Tercemesi, 4/748 (Hadis No: 679)
(401) Aynî, Umdetü'l-Kâri, 4/115; Tecrid Tercemesi, 4/551
(402) Asr-ı Seadet, 1/191; Tecrid Tercemesi, 2/245-248 Hadis No: 240 ve izahı.
(403) el-Buhârî, 2/29-30; Tecrid Tercemesi, 3/428 (Hadis No: 547)
(404) Müslim, 2/887, K. Hac B. Haccetü'n-Nebiy (Hadis No: 1218)
(405) el-Buhârî, 2/146; Tecrid Tercemesi, 6/100-101 (Hadis No: 767) ve 6/106 (Hadis No: 769); Zâdü'l-Meâd, 1/369; Tecrid Tercemesi, 10/426
(406) el-Buhârî, 2/173; Tecrid Tercemesi, 6/169 (Hadis No: 811)
(407) Cem-i takdim: İkincisinin henüz vakti girmeden, iki vakit namazı birlikte kılmaktır.
(408) el-Buhârî, 1/16; Tecrid Tercemesi, 1/45 (Hadis No: 42 ve 10/435)
(409) el-Mâide Sûresi, 3; Bu
âyet en son inen ahkâm âyetidir. Bir gün sonra (10 Zilhicce) Mina'da inen
"Allah'a döndürüleceğiniz ve sonra haksızlığa uğramadan herkesin kazandığının
tastamam verileceği günden korkunuz" (el-Bakara Sûresi, 282) anlamındaki âyetle
Kur'ân-ı Kerim tamamland. Bundan sonra dinî hükümlerde hiç bir ziyâde ve değişme
(nesh) olmadı. 81 gün sonra Rasûlüllah (s.a.s.) vefât etti. (bkz. Hamdi Yazır,
Hak Dini Kur'an Dili, 2/1569)
(410) Cem-i tehîr: Birincisinin vakti çıktıktan sonra, iki vaktin namazını birlikte kılmaktır.
(411) İbn Mâce, es–Sünen, 2/1008 (Hadis No: 3029); Zâdü'l-Meâd, l/473; Tecrid Tercemesi, 10/436
(412) Zâdü'l-Meâd, l/475; Tecrid Tercemesi, 10/437; Müslim, 2/943, (Hadis No: 1297).
(413/1) Müslim 2/593 (Hadis No: 868); Ebû Dâvûd, 1/252 (Hadis No: 1097); İbn Mâce, 1/610 (Hadis No: 1892-1893)
(413/2) el-Buhârî, 1/24; Tecrid
Tercemesi, 1/63 (Hadis No: 61); Riyâzü's-Sâlihîn Tercemesi, 1/253 (Hadis No:
203); Beyhakî, es-Sünen'ü'l Kübra, 5/274; İbn Hişâm, 4/250
(413/3) el-Buhârî, 1/38; Tecrid
Tercemesi, 1/99 (Hadis No: 101); Riyazüs'Sâlihîn Tercemesi, 2/111 (Hadis No:
701); İbn Hişâm, 4/250
(414) el-Buhârî, 5/126-127;
Müslim, 2/889 (Hadis No: 1218); Beyhakî, Sünen, 5/140, Haydarabad, 1352; Tecrid
Tercemesi, 10/437 (Hadis No: 1654) Riyâzü's-Sâlihîn Tercemesi, 1/260-262 (Hadis
No: 211)
(415/1) Müslim, 2/889 (Hadis No: 1218); Ebû Dâvûd, 1/442 (Hadis No: 1905); Beyhakî, 5/275; İbn Hişâm, 4/251
(415/2) Ebû Dâvûd, 2/219, (Hadis
No: 3334); İbn Hişâm, 4/251; Rabîa, oğluna süt anne bulmak için Sa'd Oğulları
kabîlesine gittiğinde Hüzeyl onu öldürmüştü. Peygamber (s.a.s.) Efendimiz
koyduğu yasakları önce kendi yakınlarında uygulamıştır.
(416) Tirmizî, 3/467, (Hadis No: 1163); Ebû Dâvûd, 1/442 (Hadis No: 1905); İbn Mâce, 1/594 (Hadis No: 1851);
Riyâzü's-Sâlihin Tercemesi, 1/318-319 (Hadis No: 274); İbn Hişâm, 4/251
(417) Mâlik, el-Muvatta, 2/899
(Kader, 3); Müslim, 2/889-890 (Hadis No: 1218); Ebû Dâvûd, 1/442 (Hadis No:
1905); et-Tirmizî, 5/662-663 Hadis No: 3786, 3788); İbn Mâce, 2/1025 (Hadis No:
3074)
(418) el-Buhârî, 4/126-127; Tecrid Tercemesi, 10/437-330 (Hadis No: 1654); İbn Hişâm, 4/251
(419) İbn Hişâm, 4/251
(420) Ahmed b. Hanbel, Müsned, 5/411 Kahire, 1313; Mecmau'z-Zevâid, 3/266 ve 8/84, Beyrut, 1967
(421) el-Buhârî, 1/35
(422) Ebû Dâvûd, 2/103 (Hadis No: 2870)
(423) İbn Hîşâm, 4/253
(424) et-Tirmizi, es-Sünen, 2/516 (Hadis No: 616); Riyâzü's-sâlihîn, 1/106 (Hadis No: 73)
(425) Müslim, 2/890 (Hadis No:
1218); Ebû Dâvûd, 1/442 (Hadis No: 1905); İbn Hişâm, 4/250-253; Tecrid Tercemesi,
10/431-434
|